21 Ağustos 2008 16:21 · Canawar
· Etiketler
3e
,
alzheımer
,
dikkat! marketlerdeki ‘3 e’ öldürüyor
,
e 221 sodyum benzoat
,
sağlık
,
sağlık sitesi
Gıdalarda kullanılan 3 madde kansere yol açıyor.
Gıdalarda çok kullanılan 3 madde kansere yol açabiliyor ve ölümlere
neden oluyor. ABD ve İngiltere’de yasak olan sodyum benzoat, aspartam
ve siklomat, Türkiye’de turşudan bisküviye kadar pek çok gıdaya
konuluyor.Gıdalarda kullanılan 3 katkı maddesi kansere ve hastalıklara
yol açıp, ölümlere neden olabiliyor.
Gıdalara katıldığında zehirli maddelere dönüşen bu katkı maddeleri, 3 E olarak adlandırılıyor. E 221 Sodyum Benzoat, E 951 Aspartam ve E 952 Siklomat’ın daha az kullanılmaya özen gösterilmesi ve market alışverişlerinde ürünlerin üzerlerinin mutlaka okunması gerekiyor.
EGZOZ GAZINDA DA VAR
Lösemili Çocuklar Vakfı’nın (LÖSEV), 3 ayda bir çıkardığı
“Ispanak”adlı dergi, bu konuda bir araştırma yaparak, katkı maddesi
kullanan insanları uyarmaya çalıştı. Bu üç katkı maddesiyle ilgili
verilen bilgiler şöyle: Benzoik asitten oluşan Sodyum Benzoat kolalı ve
gazlı içeceklerde, hazır turşu ve soslarda, bazı bisküvi ve alkolsüz
içeceklerde küflere karşı koruyucu olarak kullanılıyor.
Bu madde, sitrik asit ile birleşerek Benzen’e dönüşüyor. Benzen
sigara ve egzoz gazında da bulunan bir kanserojen madde. Dünyada birçok
bilimsel merkez benzoatlarla ilgili çalışmaları geliştirmiş ve bunlar
sonuçlanana kadar kullanılması önerilmiyor. AB maddenin kullanımına
sınır getirdi. Türkiye’de ise birçok gıda maddesinde yer alıyor. Ancak
miktarları konusunda yapılan bağımsız denetimler hakkında bir bilgi
bulunmuyor.
ALZHEIMER’A YOL AÇIYOR
Suni bir tatlandırıcı olan aspartam, çay şekerinden 200 kat daha
tatlandırıcı bir madde. Aspartamın içinde bulunan fenil alanin ve
metanol, vücutta bağırsaklardan emildikten sonra çok zehirli bir madde
olan formaldehite dönüşüyor. Formaldehit kanserojen olarak biliniyor ve
piyasada diyet içeceklerde, sakızlarda, şekerlerde, hazır gıdalarda,
bir çok diyet ürününde, soslarda bulunuyor.
40 mg/kg dozu aşıldığında hamile kadınlarda düşüklere, beyin
anomalilerine, zeka geriliklerine yol açıyor ve ileri yaşlarda
Alzheimer hastalığına da neden oluyor. Kısa dönemde dikkat dalgınlığı,
geçici hafıza kayıpları, görme bozuklukları ve kronik yorgunluk
sendromu ortaya çıkabiliyor. Araştırmalarda aspartamın vücuttaki
serotonin maddesini etkileyerek davranış bozukluklarına neden olduğu
gösteriliyor. Uzun dönemde ise lösemi, lenf kanseri ve böbrek
kanserlerine neden olabiliyor.
TÜRKLER’İN GÜNAHI NE?
Siklomat ise içeceklerde ve diyet ürünlerinde kullanılan çok
kuvvetli bir suni tatlandırıcı. Yüksek dozda ve uzun süre alındığında
hayvanlarda mesane kanserine, farelerde kromozom anomalilerine yol
açıyor. ABD ve İngiltere’de yasaklanmasına rağmen Türkiye’de
kullanılıyor.
TARIM İLAÇLARI KESİN KANSER YAPIYOR
Hacettepe Üniversitesi Kanser Kurumu Başkanı Prof. Dr. İbrahim
Güllü, katkı maddelerinin bilim camiası olarak hiç birini
sevmediklerini söyledi. Güllü, “Bu maddelere onkologlar asla sıcak
bakmazlar ve uyarırlar. Ama özellikle bu üç katkı maddesi için elimizde
bir bilimsel kanıt olması gerekiyor. En azından bin kişinin bu maddeler
için 10 yıl denetlenmesi gerekiyor. Elimizde böyle bir çalışma yok.
Kesin konuşamayız ama ‘kanser yapabilir’ diyebiliriz” dedi.
Güllü, tarım ilaçlarının kesin kanser yaptığını belirterek,
insanların bu katkı maddelerini içeren ürünleri tercih etmemeleri
gerektiğinin vurgusunu yaparak, “Her şey orijinal, organik haliyle
tüketilmeli. Suni gübreyle yetiştirilmiş gıdalardan da yemesinler.
İçeriğine baksınlar ve mümkünse almasınlar. Konserve de tercih
edilmemeli” dedi. Diğer ülkelerde yasaklanan maddelerin Türkiye’de
kullanılmasına ilişkin de “Bunun başka bir yolu varsa biz de
kullanmayalım. Onlar istemiyorlar ve kullanmıyorlar. Ya da o maddelerin
yerine kullanılacak başka bir yol buldular. O yolu biz de bulalım” diye
konuştu.
İmge YÜCETÜRK / ANKARA-BUGUN
21 Ağustos 2008 16:18 · Canawar
· Etiketler
hayat
,
kadın
,
kadın ve sağlık
,
kadınlar
,
kronik hastalık
,
lida
,
lida hakkında
,
lida ve sağlık
,
lida yan etkileri
,
lidanın yan etkilerini azaltmak
,
sağlık
,
sağlıklı zayıflama
,
yan etkiler
,
yan etkileri azaltmak
,
yaşam
,
zayıflama
,
zayıflama hapları
Lidanın yan etkilerini azaltmak
1-Günde 2-2,5 litre arası su tüketin.
2-Kronik hastalığı olup ilaç tedavisi alanlar lida kullanmamalıdır veya da lida danışmalarından onay aldıktan sonra kullanın.
3-Lidanın tek başına zayıflatma özelliği yoktur, diyet
supplementidir (destekleyici). Tok tutarak diyet sürecine yardımcı
olmaktadır. Lida spor ve diyetle birlite desteklendiği zaman, metaboliazma hızınıza göre maksimum sonuç almanızı sağlar.
4-En azından haftada 3 defa 30 dk’lık tempolu yürüyüşler yapın. Vücutta spor yaparken yağ yakılabilmesi, 20 dk. sonra başlar.
5-Uykusuzluk ve çarpıntı şikayeti yaşamamak için gün içinde kahve ve
çay tüketiminizi kısıtlayın. Bu ürünler içinde kafein ve tein içerdiği
için, lidanın etken maddesi olan bitkilerle uyarıcı etkileri
artabilmektedir.
6-Bitki çayı tüketiminizi 2 kupayla sınırlayın (kekik ve adaçayı
tüketmemeye çalışın, bu bitki çayları çarpıntı şikayetinizi artırır)
7-Kabızlık şikayeti genel olarak bütün diyetlerde sık görülen bir
durumdur. Nedenine gelince vücuda alınan gıda miktarı azaldığı için,
atılan miktarda azalmaktadır.
8-Lida kullanırken içki tüketiminizi kısıtlayın.
İçkinin günlük alınan yağın depolanmasını hızlandırıcı etkisi vardır.
Bu da diyetinizi olumsuz etkilemektedir.
9-Diyetiniz süresince gizli kalori tuzaklarından uzak durun. (kola,
gazoz ve şeker ihtiva eden içecekler). Diyet süresince günde 2 şişeyi
geçmemek kaydıyla soda içebilirsiniz. Soda içinde elektorlit ve mineral
içerdiği için diyetinizi destekleyecektir.
10-Sitede belirtilen yanetkilerden bir yada birkaçı, bir haftadan
uzun süreli devam ediyorsa, danışmanlardan bilgi alınarak, lida
kullanımına son verin.
11-Lida kullanımında ve yaşamınız süresince 3 ana 3
ara öğün şeklinde devam edin. Öğlen yemeklerinizde mutlaka yağsız
salata ve en azından 1 porsiyon (1 köfte büyüklüğü) hayvansal protein
tüketmeye, akşam yemeğinde ise, sebze yemeği ve yoğurt yemeyi dikkat
edin. Genel olarak bir öğünde alınan farklı gruplardaki yemekler çapraz
etki yaparak yağ yakımını hızlandıracaktır.
12-Yemek yeme biçiminiz sadece meyve ve sebze aÃğırlıklı olmasın.
Fazla alınan meyve ve sebze vücutta yağ olarak depolanmaktadır.(
vejetaryanların yağ oranları genel olarak hayvansal proteinle
beslenenlere göre daha yüksektir)
13-Eğer vejetaryansanız, hayvansal protein yerine bitkisel protein
kaynakları ekleyin veya da yağsız salatanızın içine bir parça peynir
ekleyin.
Herkese sağlıklı ve mutlu günler…
21 Ağustos 2008 16:14 · Canawar
· Etiketler
internet ilaç
,
internetten ilaç
,
sağlık
,
siz siz olun internetten ilaç almayın
,
teb
,
türk eczacıları birliği
İnternet yoluyla reçetesiz satılan ilaçların %62'si sahte ve sağlığa zararlı !
21 Ağustos 2008 14:35
Türk
Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, bazı internet
sitelerinden hangi ortamlarda nasıl üretildiği belli olmayan ilaçlar
satılarak milyonlarca kişinin hayatının tehlikeye sokulduğunu bildirdi.
Erdoğan Çolak, yaptığı yazılı açıklamada, ilaçların ağrıların
dindirilmesi, zihnin ve bedenin normal dışı durumlarının düzeltilmesi
ve denetim altında tutulması için kullanıldığını, reçeteyle verilen bir
ilacın hekim tarafından özel olarak yazılması gerektiğini belirtti.
Bir ilacın, üretiminden piyasaya sürülmesine kadar kalite emniyeti,
iyi imalat uygulamaları ve kalite kontrolü aşamalarından geçtiğini
kaydeden Çolak, piyasaya çıktığı andan itibaren de ilacı kullanan
hastaların beyanları doğrultusunda, doktor ve eczacıların
yönlendirmesiyle Sağlık Bakanlığınca izlenmeye devam edildiğini
bildirdi.
Son günlerde basına da yansıdığı üzere, bazı internet sitelerinden
hangi ortamlarda nasıl üretildiği bile belli olmayan ilaçlar satılarak
milyonlarca kişinin hayatının tehlikeye sokulduğunu hatırlatan Çolak,
açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
''Teknolojiyle birlikte gerek bilgiye ulaşmada gerekse hayatın diğer
alanlarında yaşamın kolaylaştığı yadsınamaz bir gerçektir. Ancak sanal
ortamın denetlenemezliği kötü niyetli kişileri dünyanın en büyük pazarı
olan ilaç konusunda harekete geçirmiş, aynı zamanda ilacı rekabet
unsuru haline dönüştürmelerine sebep olmuştur. Avrupa Güvenli İlaca
Erişim İttifakı'nın yaptığı son araştırma da göstermiştir ki özellikle
internet yoluyla reçetesiz satılan ilaçların yüzde 62'si sahte veya
gerekli miktarın altında etkili madde içermekte, geriye kalan ilaçların
yüzde 16'sı yasa dışı yollardan ithal edilmekte, yüzde 33'ü
bilgilendirme broşürü içermemektedir.''
Çolak, hastaların çoğu zaman, rekabet amacı taşıyan reklam
unsurlarıyla yanlış bilgilendirildiğini, hastalığını tedavi edeceğini
düşündüğü ilaca hekim tarafından kontrol ve tetkikleri yapılmadan,
reçetesi olmadan, gelişigüzel, oturduğu yerden ulaştığını, böylece
sağlığı konusunda büyük risk aldığını bildirdi.
İlaç sahteciliğini önlemenin en etkili yolunun ilaç takip sistemi olduğunu belirten Çolak, şunları kaydetti:
''Birliğimizin de girişimleri sayesinde, Sağlık Bakanlığının 2009
yılında yürürlüğe koyacağı ilaç takip sistemi ile 2 milyar kutu ilacın
takip ve incelemesi yapılacaktır. Karekod ve barkod ile ecza depoları,
eczaneler, ithalatçılar ve ilaç üreticileriyle birlikte yürütülecek bu
yeni sistem, sahte ilaç dolaşımına engel olacaktır.
Avrupa ülkeleri ve ABD'de henüz böyle bir barkod sistemi bulunmamasına
karşın, Türkiye'de uygulanacak bu sistem sayesinde 300 ithalatçı ve
üretici, 29 bin eczane ile dünyaya örnek olunacak.''
function adjustTextSize(nSize) {
nSize = dSize + nSize;
if (nSize>24)
nSize=24;
if (nSize<10)
nSize=10;
document.getElementById("innerText").style.fontSize = nSize + "px";
dSize=nSize;
}
var dSize=12;
adjustTextSize(0);
21 Ağustos 2008 16:12 · Canawar
· Etiketler
hasta
,
ilaçları meyve suyuyla içmeyin
,
sağlık
,
sağlık için
,
sağlık sitesi
laçları meyve suyuyla içmeyin !
Meyve suları bazı ilaçların etkisini azaltabildiği, ilaçla birlikte alındığında tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor.
20 Ağustos 2008 15:15
Kanadalı
bilim adamlarının yaptığı araştırma, portakal, greyfurt ve elma suyu
ile içilen kanser, kalp damar, yüksek tansiyon ilaçları ile bazı
antibiyotiklerin etkisinin büyük oranda azalabileceğini gösterdi.
Kanada'nın Western Ontario Üniversitesi'nden David Bailey ve ekibi,
önce meyve sularının etkilerini alerji ilacı kullanan sağlıklı bir grup
üzerinde araştırdı.
Katılımcıların bazıları feksofenadin ilacını suyla diğerleriyse
greyfurt suyu ile aldı. Greyfurt suyu ile alınan ilaç yarı dozda, suyla
alınan ilaçsa tamamen vücut tarafından emildi.
Yapılan klinik deney greyfurtta bulunan narinjin maddesinin bu
ilaçların vücut tarafından emilmesini engellediğini, ayrıca greyfurt
suyunun kolesterol ilaçları gibi ilaçların emilmesini sağlayan CYP3A4
enzimini engelleyerek etkiyi azalttığını ve hatta ilacı zehirli hale
getirebileceğini gösterdi.
Araştırmacılar, kanser, kalp-damar hastalıkları, enfeksiyonlar ve organ
naklinin ardından vücudun organı reddetmemesi için alınan ilaçlarla bu
meyve sularının içilmemesi gerektiğini vurguladılar.
Bailey'nin yaklaşık 20 sene önce yaptığı araştırma, greyfurt suyu
içmenin ya da meyvenin kendisini yemenin yüksek tansiyon ilacı
felodipinin yan etkilerini tehlikeli biçimde artırabileceğini ortaya
koymuştu.
Başka araştırmalar da yaklaşık 50 ilacın greyfurtla alındığında benzer
sonuçlar doğurabileceğini göstermişti. Bugün bu 50 kadar ilacın
üzerinde greyfurtun tehlikeli etkisine karşı uyarı bulunuyor.
Klinik deneyin sonuçları, "Amerikan Kimya Derneği"nin Philadelphia'daki konferansında sunuldu.
function adjustTextSize(nSize) {
nSize = dSize + nSize;
if (nSize>24)
nSize=24;
if (nSize<10)
nSize=10;
document.getElementById("innerText"

.style.fontSize = nSize + "px";
dSize=nSize;
}
var dSize=12;
adjustTextSize(0);
21 Ağustos 2008 14:30 · Canawar
· Etiketler
sağlık
,
sağlık sitesi
,
tıpta büyük buluş
Gelişen tıp yaptığı çalışmalarla kan bağışını tarihten silmeye hazırlanıyor
Gelişen tıp yaptığı çalışmalarla kan bağışını tarihten silmeye hazırlanıyor
Kan bağışı, laboratuvar ortamında sınırsız kırmızı kan hücrelerinin üretimiyle bir gün tarihe karışabilir.
Bir Amerikalı uzman grubu, yaptığı araştırmayla, insan embriyonu kök
hücrelerini, fonksiyonel oksijen taşıyıcı kırmızı kan hücrelerine
döndürmenin
yolunu buldu.
Blood dergisinde yayımlanan araştırma, Worcester Massachussetts'teki
Advanced Cell Technology (İleri Hücre Teknolojisi) ile Mayo Klinik ve
Illionis Üniversitesi'nin işbirliğiyle yapıldı.
Bu araştırma ilk kez, oksijen taşıma kapasitesine sahip bu kan
hücrelerinin, normal kan nakilleriyle mukayese edilebileceğini gösterdi
ve bu yolla üretilen kandan hastalık bulaşma olasılığını ortadan
kaldırmayı da kolaylaştırdı.
Araştırmayı yürüten doktor Robert Lanza, embriyonik kök hücrelerinin,
insan tedavisi için gerekli kırmızı kan hücreleri sağlayacak şekilde
sınırsız miktarda üretilebilecek yeni bir hücre kaynağını temsil
ettiğini belirterek, şu anda tek bir kök hücresi grubuyla 10 ile 100
milyar kırmızı kan hücresi üretebildiklerini söyledi.
Doktor Lanza, bu yeni yolla, genel verici "0 RH negatif" kan grubunun toplu üretimi ihtimalinin de gündeme geldiğini bildirdi.